İntiharı Anlamak: Bireyin Yaşadığı Kriz, Ailenin Değişen İhtiyaçları
Bir insanın yaşadığı sıkıntıyı fark etmek ve onunla konuşabilmek, desteğe ulaşmanın ilk adımı olabilir. Peki intiharı anlamak ne demektir? Aileler bu süreçte neler yaşar ve nasıl desteklenebilir?
İntihar, hakkında konuşmanın zor olduğu konulardan biridir. Bazen korku, bazen utanma, bazen de yanlış bir şey söyleme endişesi bizi sessiz bırakabilir. Oysa bu sessizlik, zorlanan kişinin kendisini daha yalnız hissetmesine ve yakınlarının ne yapacağını bilememesine yol açabilir.
İntiharı anlamaya çalışmak; kişinin yaşadığı acıyı, içinde bulunduğu koşulları ve destek ihtiyaçlarını görebilmektir. Amacımız, yaşamla kurulan bağların zayıfladığı bir dönemde bu bağları güçlendirebilecek yolları bulmaktır.
İntihar neden tek bir olayla açıklanamaz?
İntihar davranışı, zaman zaman bir ayrılık, ekonomik güçlük ya da aile içi tartışma üzerinden açıklanır. Ancak tek bir olaya odaklanmak, kişinin yaşadığı güçlüklerin bütününü görmemizi engelleyebilir.
Ruhsal sorunlar, şiddet deneyimleri, kayıplar, yalnızlık, ekonomik baskılar ve destek kaynaklarına erişememe gibi farklı etkenler bir araya gelebilir. Bu nedenle her bireyin yaşam öyküsünü ve içinde bulunduğu koşulları kendi bağlamında değerlendirmek gerekir. Dünya Sağlık Örgütü de intihar davranışının tek bir neden ya da olayla açıklanamayacağını vurgulamaktadır.
Bu bakış, ailelerle çalışırken de önemlidir. “Kim suçlu?” sorusu yerine, “Hangi ihtiyaçlar karşılanmamış ve bundan sonra hangi destekler sağlanabilir?” sorusuna odaklanmak, yardım sürecine daha fazla alan açar.
İntiharı konuşmak kişiyi olumsuz etkiler mi?
Yakınlarımızla ilgili kaygı duyduğumuzda, konuyu açmanın onların aklına intiharı getireceğinden korkabiliriz. Oysa intihar düşüncesini açık ve yargılamayan bir biçimde sormak, kişiyi bu davranışa yöneltmez; anlaşılmasına ve destek almasına yardımcı olabilir.
“Son zamanlarda çok zorlandığını görüyorum. Kendine zarar vermeyi ya da yaşamına son vermeyi düşündüğün oluyor mu?” gibi açık bir soru, kişinin yaşadıklarını anlatabilmesi için bir kapı aralayabilir.
Burada önemli olan, verilen cevabı dinleyebilmektir. “Böyle düşünme”, “Her şeyin var” ya da “Bizi hiç mi düşünmüyorsun?” gibi ifadeler yerine, “Yaşadıklarını anlamak istiyorum; birlikte destek arayabiliriz” demek daha destekleyici bir iletişim kurmaya yardımcı olabilir.
İntihar girişimi sonrasında ailede neler değişebilir?
Bir intihar girişiminin ardından aile üyeleri korku, üzüntü, öfke, suçluluk ve çaresizlik gibi farklı duyguları bir arada yaşayabilir. “Neden fark etmedim?”, “Yeniden olur mu?” ve “Onunla nasıl konuşmalıyım?” soruları gündelik yaşamın merkezine yerleşebilir.
Yakınını koruma isteği, kimi zaman sürekli kontrol etme ihtiyacına dönüşebilir. Evden ayrılmak, işe gitmek ya da gece uyumak bile kaygı yaratabilir. Aile içindeki sorumluluklar ve ilişkiler değişebilir.
Bu süreçte aile üyelerinin de dinlenmeye, bilgi almaya ve destek görmeye ihtiyacı vardır. Yakınlarına nasıl yaklaşacaklarını öğrenmeleri kadar, kendi korkularını ifade edebilecekleri bir alan bulmaları da önemlidir.
Aile desteği nasıl güçlendirilebilir?
Destek olmak, her sorunun cevabını bilmek anlamına gelmez. Dinlemek, yaşanan sıkıntıyı küçümsememek ve profesyonel yardıma ulaşmayı kolaylaştırmak değerli adımlardır.
Girişim sonrasında sağlık ekibiyle birlikte takip sürecini, kriz anında başvurulacak kişileri ve güvenliği sağlayacak adımları netleştirmek önem taşır. Yakın tehlike varsa kişinin yalnız bırakılmaması ve acil sağlık desteğine ulaşılması gerekir.
Ailenin bütün sorumluluğu tek başına üstlenmesini beklemek ise sürdürülebilir değildir. Sağlık hizmetlerinin, sosyal destek kaynaklarının ve güvenilen yakınların sürece katılması, bakım sorumluluğunun paylaşılmasına yardımcı olabilir.
İntihar nedeniyle kayıp yaşayan ailelerin neye ihtiyacı vardır?
İntihar nedeniyle bir yakınını kaybetmek, yas sürecine cevaplanamayan soruların ve çevrenin yargılayıcı tutumlarının eşlik ettiği bir deneyim olabilir. Bazı kişiler konuşmak isterken bazıları sessiz kalmaya ihtiyaç duyabilir.
Böyle bir dönemde aileye ne hissetmesi gerektiğini söylemek yerine, ihtiyaç duyduğu biçimde yanında olmak önemlidir. Dinlemek, gündelik sorumlulukları paylaşmak ve desteği ilk günlerle sınırlamamak anlamlı olabilir.
Her aile üyesinin yasını aynı biçimde yaşamasını ya da aynı sürede toparlanmasını beklememek gerekir. Gerektiğinde profesyonel desteğe ulaşmayı kolaylaştırmak da bu eşliğin bir parçasıdır.
Destek istemeye alan açmak
İntiharı önlemeye yönelik yaklaşım, kişinin yardım isteyebileceği ilişkileri ve hizmetleri güçlendirmeyi de gerektirir. Ailelerin soru sorabildiği, zorlandığını söyleyebildiği ve suçlanmadan destek alabildiği ortamlar bu açıdan değerlidir.
Bireyin acısını duyabilmek, ailelerin yükünü görebilmek ve profesyonel desteğe ulaşmayı kolaylaştırmak; yaşamı korumaya yönelik ortak sorumluluğumuzun parçalarıdır.
Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Ertan Koçak
Halen Kahramanmarş İstiklal Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Dr. Yasemin Ertan Koçak’tan danışmanlık ve eğitim almak için bize ulaşabilirsiniz.